İki gün önce Başbakan’ın Cumhurbaşkanı tarafından ‘işten atıldığı’ gerçek üstü memleketimizde, dün Can Dündar ve Erdem Gül, MİT tırları davasında mahkûm oldular. Devlet böylece, ifşa edilen bir ‘sır’ olduğunu da kabul etmiş oldu.
Mahkûmiyet, gerek Anayasa’ya gerekse iki gazeteci hakkında verilmiş AYM kararına aykırı. Bir iktidar vekilinin TV ekranlarında hiç çekinmeden ‘bizim’ diyebildiği ‘yargı’ organı tarafından verildi.
Karar beklenirken Dündar adliye önünde silahlı saldırıya uğradı. İnternet ortamında okuduklarımdan anlayabildiğim kadarıyla, AKP muhalifi herkesin yok olması gerektiği kanısındaki beş para etmez it sürüsünün mensupları, saldırıyı küçümsemekle ve bir ‘mizansen olduğu kanısı’ yaratmaya çabalamakla meşgul.
‘Ya kendini vurdurttu ya da paralel işi’
Allah korusun vurulsaydı da, ya kendi kendisini vurdurttuğunu ya da ‘paralel işi’ olduğunu söylerlerdi. Nihayetinde Kürtlerin, oylarını artırmak için kendilerini patlatıp öldürdüğünü iddia eden bir arsızlar toplamından söz ediyorum.
Anayasa’sı pervasızca askıya alınan Türkiye’de artık ‘yürürlükteki’ hukuktan konuşmanın bir değeri kalmadı. Değeri kalmadığı içindir ki, inatla anayasa/hukuk hatırlatmaları yapılmalı. Bıkıp usanmadan.
Olağanüstü koşullardayız. Cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasal gücü elinde bulunduranlar, ‘uymuyoruz!’ diyebiliyor ve toplumun geri kalanı ne yapacağını bilemez halde olup biteni izliyor. Dün tanık olduğumuz suikast girişimi ve mahkûmiyet kararı, anayasa/hukuk ilke ve kurallarının yok sayılmasından bağımsız bir durum değil.
Bakın, Tahir Elçi’nin katli sanki asırlar önce gerçekleşmiş gibi. ‘Unutmayacağız’ vs. gibi sloganlar iyi hoş da, değeri yok. Hem unutuluyor hem üstü kapanıyor. ‘Cezasızlık’ hâkim kültür haline geldi. Türkiye her Allah’ın günü yeni bir felaket yaşıyor ve her biri sıradanlaşıyor.
Cuma akşam vakti Can Dündar’a yönelen silah, eşinin saldırganın üzerine yürümesi, bir milletvekilinin engelleme çabası ve tüm bunların adliye önünde gerçekleşmesi, ‘utanç verici’ klişesiyle karşılanamaz. Dün olanlar ve saldırının iki gün sonra konu dahi edilmeyecek oluşu, kelimenin gerçek anlamıyla ‘ürkütücü!’
‘Her birimizin ölmesini, hapsedilmesini istiyorlar’
Yandaşların tepkileri ise yalnızca ‘ürkütücü’ değil, iktidar yanlısının niyetini ve kumaşını göstermesi açısından da son derece dikkate değer. Hakikaten her birimizin ölmesini, hapsedilmesini, ekmeksiz kalmasını istiyorlar. Asgari utanma duygusuna dahi sahip değiller.
Bugün Can Dündar’ın başına gelen, Türkiye’de daha önce defalarca yaşanan hedef göstermelerin yeni ve bıktırıcı bir provası gibi. Olmadık suçlamalarla dava açılan kişi, siyasetçiler ve basın tarafından hedef gösterilir… Başına bir şey geldiğinde de utanmazca ‘susulur’ ya da ‘diğerleri’ itham edilir. Hedef gösterenler, yaşamlarına kaldıkları yerden devam eder…
Yokuş aşağı gidiyoruz. Duvara çarpıp çarpmayacağımızı göreceğiz. Bazen toplumlar, tüm uyarılara karşın o duvara doğru koşmakta ısrar eder ve çarpar. Çarpmanın şiddetiyle toparlanmak da, iyice alıklaşmak da mümkün. Umarız Türkiye toplumu ucuz kurtulur ve faşizm çukuruna yuvarlanmaz.
Eğer memleket uçurumun kenarından dönmeyi başarırsa, işte o zaman ‘gerekli’ soruşturmalar başlayacak. İfadeleri alacak olanlar, karşılarında oturan canlılara soracak:
‘MİT TIR’ları olayı ABD’de yaşansaydı CIA o muhabirleri öldürürdü…’
‘Vatan hainliğinden yargılanan birisin. İlk iş idamın geri getirilmesi, ikincisi sizlerin asılması olacaktır…’
‘Sesinizi kısın ve ortalıkta fazla gözükmeyin. Vatandaş, hâkimler kadar anlayışlı davranmayabilir…’
‘Rus dölleri bile yapmadı Can Dündar’ın yaptığını. Vatana ihanet hiç bu kadar sıradanlaşmamıştı. O TIR’ları durduranların yanına tıkılmalık bunlar. Gazeteci kisvesi kurtarmaz…’
‘Net söylüyorum: Can Dündar’ın cesedinin üzerinden Türkiye’yi karıştırmak isteyebilirler…’
…ifadeleri size mi ait? Can Dündar’ın ilgili haberlerini okuyup anladınız mı? Dile getirmekteki kastınız ne idi? Bu tehditleri yöneltmek için herhangi bir kişi ya da grup tarafından teşvik edildiniz mi? Sözlerinizin neden olabileceği sonuçları öngördünüz mü?
Pişman mısınız?
Soracaklar…
(diken.com.tr’den alınmıştır.)